Random Ramblings etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Random Ramblings etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2011 Perşembe

Sonuç

Siz olsaydınız diye sormuştum bir süre önce, herkes içtenlikle yanıt vermiş, herkesi okudum ama yorum yapamadım..

Ailemin de tabii ki seçimim hakkında çok güzel fikirleri vardı. En bilgilisinden en bilgisizine kadar herkes fikrini açıkça, hatta ikna etmeye çalışarak geçirdi günlerini. Bir kişinin bile mutlu olacağın işi seç dememesi ilginçti tabii... Sanki sabahtan akşama kadar zamanı geçirecek olan onlar. Sanki sevmediğin, nefret ettiğin bir işte, nefret ettiğin bir ortamda çalışmak çok zevkli. İsterse milyarlar versin hiçbir anlamı yok benim için o işin.


Bu arada aile baskısı denen şeyle de tanışmış oldum. Haliyle maddi getirisi yüksek olan iş herkesin favorisi olunca onu seçmem için yaptıkları bu baskı nedeniyle, mutlu olacağın neyse onu seç dememeleriyle ve pazartesiden itibaren sevmeden yapacağım bir işe başlayacak olmanın verdiği gerginlikle kendilerini ne zaman affederim bilmiyorum. Şu anda sadece uzun süreceğini söyleyebilirim.


İnanılmaz gerginim, birine çok pis dalacakmışım gibi hissediyorum. Çok mutsuzum. Ailemden çok irrite oluyorum, onlarla konuşmak bile istemiyorum.


Ne zaman normale dönerim bilmiyorum. İçimi dökersem belki rahatlarım demiştim ama sorun çözülmedikçe içini dökmek bir işe yaramıyormuş.

2 Şubat 2011 Çarşamba

Siz Olsaydınız...

Ailenizin çok istediği ve baskı yaptığı, parası çok iyi olan, istediğiniz şirkette ama istemediğiniz bir işte mi çalışırdınız

yoksa

ailenizin karşı çıktığı, parası iyi olmayan (1500 tl ile istanbulda) istemediğiniz bir şirkette ama aksilik bu ya sizin çok istediğiniz bir işte mi çalışırdınız?


Yok mu bir fikri olan?

4 Ocak 2011 Salı

Seviyor / Sevmiyor

Seviyorum:

  1. Çok hafif koku veren mumları; tütsü gibi yoğun kokular midemi bulandırıyo :(
  2. Şekersiz çayı, kahveyi,
  3. Ama ille de chai tea latte'yi,
  4. Çikolata tadı yoğun ıslak kekleri,
  5. Taksim'de Ebvata ile buluşmayı, mexican burger yemeyi :)
  6. Arkadaşlarımla MAC mağazasına uğramayı,
  7. Yeni makyaj ürünleri denemeyi,
  8. Egzersizi ve verdiği endorfini,
  9. Misfits'teki Nathan'ı ve esprilerini,
  10. Büyük hatta devasa çantaları,
  11. Mokasen ayakkabıları,
  12. Vanessa Hudgens'ın saçlarını, bkz. link,
  13. Pudra rengi ayakkabıları.


Sevmiyorum:

  1. Hasta olmayı!
  2. Blogdan uzak kalmayı,
  3. Bacaktan sadece 3 cm gösterecek kadar uzun çizmeleri,
  4. Eskiden çok sevdiğim ama çok yedikten sonra tiksinmeme neden olduğum kestanenin artık kokusuna bile dayanamamayı,
  5. Hastalık yüzünden tahammülsüz ve aksi olmayı, herkesi boğazlamak istemeyi!
  6. Gereksiz yere her şeyi üstüne alınan ve laf soktum çok akıllıyım diye düşünen kişileri,
  7. Bir zamanlar nedense abone olduğum Cosmopolitan dergisini,
  8. İstanbul'un karmaşasını,
  9. Amy Whitehouse stili babetleri!
  10. Gerçek kürk giyenleri :(
  11. Uçaklarda 13 numaralı sıra olmamasını!
  12. Sürekli karamsar bir ruh hali içinde olanları!
  13. Son maddeye gelince aklıma hiçbir şey gelmemesini :P

24 Aralık 2010 Cuma

Test Yaptım


İsviçreli bilimadamlarıyla ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz testte Eti Browni Intense'e henüz bir rakip bulunamamıştır. Müdavimlerinin benzer tatlar bulmak amacıyla maceraya atılmasına gerek olmadığını kamuoyuna saygıyla duyururuz :D

19 Ekim 2010 Salı

Haftaların Özeti 8

Bloğumdan soğudum yazamıyorum :( Ne zaman dönerim bilmiyorum, içimden gelmiyor.

Çok umursamaz haller içerisindeyim. Bir haftadır ojemi bile değiştirmiyorum, var olan rengin üstüne başka renk sürüyorum. 11 kat oldu bugün itibariyle. Birkaç gün de böyle idare ederim, sonra koyu bordo sürerim diye düşünüyorum!

Merak etmeyin, çok kat sürünce tırnaklara bir şey olmuyor. Günlerce ojeli kalmaktan biraz sararıyor o kadar. O da limonla ovunca geçiyor zaten :) Sararmış tırnaklara kesin çözüm limonla ovmak. Çok başarılı.

Yaz boyu Eylül gelse de dizi izlesem dedim, şimdi sezon açıldı ama yine de izlemiyorum! Sezon bitsin hepsini birden izliyciiim, çok zevkli hihihihi

Esas blogda hala 2 tane twitter butonu var. Seçemedim, seçemiyorum. Sonsuza kadar öyle kalmasından korkuyorum :(

Yine esas blogda kategori ve etiketlerin düzenlenme sorunsalı devam ediyor. Sonsuza kadar yarım yamalak kalmasından korkuyorum ama hiçbir girişimde bulunmuyorum, kendi kendine düzenlenmesini bekliyorum.

Yapılması gereken şeyleri ertelersem kendiliğinden hallolur mu deneyi yapıyorum. Henüz ümit verici sonuçlar alamadım, sabırlıyım.

Pek sık kullandığım, pek çok sevdiğim MAC Smoke & Mirrors paletimdeki Black Magique renginde hissedilir bir çukur oluştu, hayatımda bir defa da olsa bir far bitirebilecek miyim acaba? Bu paleti bulamayanlar için Black Tied iyi bir alternatif olur.

Çukurlaşmış başka bir farım Style Snob. O hayatımda olmasa hiçbir zaman far sürmezdim, o kadar seviyorum! Modelette ve Brule farlarda da belirgin azalmalar oldu. Bu nedense beni mutlu ediyor :)

Kek sevmem ama Dankek hindistan cevizlinin bağımlısı oldum. Hayatımda yediğim en güzel hazır kek. Çok başarılı! Ama pöti olan değil choco olan versiyonundan bahsediyorum. Her markette olmuyor neyse ki, yoksa günde en çok kaç paket kek yiyebilirim deneyi yapıp acillik olabilirim!

Bir de eklemeye yapayım, Wordpress'i seviyorum! Şimdi yazarken fark ettim :)

16 Haziran 2010 Çarşamba

Haftanın Özeti 7

Daha hafta bitmedi ama demek nası konuşasım gelmişse illa yazasım da geldi.

Çok güzel gripim. Evet güzel. İlaçlar sayesinde ağrım, sızım, miskinliğim, mıy mıylığım kalmadı, baş ağrısını da sevgili mavi hap halletti. O diil ya fesatlar, Apranax Fort :P Bi tek boğaz yanması ve ses kısıklığı var.. O kadar da olsun, bugüne bugün Nisan gribiyim ben :D (arka plan müziği ver: i feel like a staaar..)

2010 yılındayız ve bazılarına garip gelse de benim hala Facebook hesabım yok. Sevmiyorum n'apiyim. İlkokul arkadaşımla görüşmek istemiyorum ben. Bu feys hadisesi çıkmadan önce bir gaz gelmişti bana, hadi bi buluşma ayarlayayım şu ilkokul arkadaşlarımla diye. Aradıklarım aman işin gücün yok mu, boş işleri bırak diye cevap vermişti zamanında. Şimdi bakıyorum da o lafı eden kişiler sürekli invite gönderiyor. Bi git ya. Uzak dur. Seninle benim ne tür bir ilişkim arkadaşlığım olabilir? Ben kimseyi merak etmiyorum, ayrıca %99'unun isimlerini cisimlerini hatırlamıyorum. Beni merak eden varsa zaten bulur, google'da aratınca okulun sitesinden resim, adres, email, telefon bilgileriyle birlikte kabak gibi çıkıyorum.

Bi de bunların emaille telefon numarası gönderip beni ara konuşalım diyeni var. Şaka mısın.. 50 sene konuşmamışım senle arayıp ne konuşucam? Bi de bunun doğrusunun telefon numaranı ver arayayım olması gerekmiyor mu? Arandıkça kontör kazanan Avea hattına mı geçtiniz hepiniz?

Doğum günüm yurtta, dünyada ve evrende çeşitli etkinliklerle kutlandı.

Paralel evren diye bir şey var bu arada.. Olmadığını iddia eden biriyle bir tartışma yaptık bugün.. Var.

Bugün Karma inancı olan bir hocanın şu lafı beni aldı götürdü. "We are responsible for the things we did. But we are equally responsible for the things we did not do." Canımsın.

**Bu yazıyı ne zaman yazmışım, ne zaman 16 Haziran'da yayımlansın diye ayarlamışım, hiçbir fikrim yok :P Neyse hadi kalsın bari o kadar özenmişim**

7 Mayıs 2010 Cuma

Haftanın Geyiği :p

Blog yazmamaktan içim şişti. Derdimi buraya yazacağım, beğenen alsın okusun, beğenmeyen kapasın baştan uyarayım :p

* Lady Gaga'dan sonra her video klip sanki onun kopyası gibi geliyor insana.

* Uzun zamandır manikür yapmıyor, yaptırmıyorum. Canım da inadına kıpkırmızı oje sürmek istiyor.

* Yine mouse'um bozuldu, nedense kendime mouse dayandıramıyorum.

* Twitter'da da yazdım gerçi ama 4 ay önce açtığım ama kullanmadığım Formspring hesabımı bundan 3 ay önce bulup, soru soran o güzel insan kim çok merak ediyorum :D

* Passiflora şurubun tadı alkollü pekmez gibi.

* Strawberry'e CK One Summer 2010 Edition gelsin, One Summer koleksiyonu yapanların kaygılı bekleyişi sona ersin :p (zaytung-overdose syndrome :p)

* Allah bana, Kasım 15'te başvurumu yaptığım halde hala kararını vermeyen, emaillerime dönmeyen okullardan kabul geldiğinde "I reject your offer s.o.b." demek nasip etsin :pp

* Odur, değildir, doğrudur veya değildir bunlarla ilgilenmiyorum ama anneler gününden 3 gün önce bir kadının orasının burasının görüntülerini internete koyup, bir de üstüne demediğini bırakmayarak çocuğuna en güzel(!) anneler günü hediyesini veren insan kılıklı "şey"lere diyecek laf bulamıyorum.

18 Mart 2010 Perşembe

Diyette Çikolata Keyfi..

.. olsa ne güzel olurdu ama öyle bir şey yok maalesef. Okuldaki çekişmeler canıma yetti bugün, bir kova çikolata yemek istiyorum, damarlarıma nutella enjekte edilsin, sıcak çikolatalardan serumlar takılsın.. O derece krizdeyim ama diyetteyim bebeyim, rüyamda bile görmem yasakken bir de yiyeceğimi mi sandın..


İşte benim diyetteki çikolata keyfim.. Keyif dediğime bakma, sırf çenemi meşgul etsin diye, yoksa sevdiğimden değil..

Sağlıklı yaşamdan nefret ediyorum!

25 Ocak 2010 Pazartesi

Haftanın Özeti 6

Bu ara yine yoğunum bloğa giremiyorum, bugün bir bakayım dedim, en son 5 Ocak'ta yazı yazmışım, 20 gündür yokum maaşallah kimse de merak edip neredesin diye sormamış :P

*çemkir*

Kar yağıyor diye insanlardaki bu coşku be sevinç nedir anlamak mümkün değil, ben kendisini hiç sevmem. Buzlanmasından ayrı, kendisinden ayrı, erirken sokakları çamur gölüne çevirmesinden ayrı nefret ederim. :/

Hakkımda 7 ilginç şey diye bir mim geldi ama hakkımda ilginç 7 şey bulamadım, bulunca yazıcam :/

Artık yazmak istediğim konuları not alıyorum defterime.. Yazmamı sağlamıyor ama en azından unutmuyorum ne yazmak istediğimi ama yazmadığımı :lol:

Konad manyağı oldum, sürekli setlerimle oynuyorum, sanırım çocukluğuma döndüm :P Bu arada http://emeraldsparkled.blogspot.com bloğuna göz atmanızı tavsiye ederim, sadece yabancılar yapacak değil ya, bizde de ne cevherler var ;)

Ya sürekli acıkıyorum bu aralar.. Bir de üşenmeden tatlı, pasta, kek vs yapıyorum, eskiden olsa üşenirdim en azından :P Bugün de supangle ve ıslak kek yaptım, yuh ya..

Bağlantım çok yavaş, çıldırtıyor beni :( Bilgisayarım da yavaş aslında. O da zaten bu aralar bozulma sinyalleri veriyor, hazır ucuzlamışken harici harddisk alacam ve bu sıkıntıya format atmak suretiyle son vericem. Yalnız önce şu karın erimesi lazım, zira kayma-düşme fobim var, sokağa çıkıp 2 adım atmaktan çok korkuyorum. Bir de o korkuyla alınmış devasa çivili kar botum var benim, ona rağmen :/ Gören de her sene Uludağ'a kayağa gidiyorum sanır o halde ama gel gör ki 100 metre bile yapmadı o botlar ahah

27 Aralık 2009 Pazar

Haftanın Özeti 5

Ne zaman ertesi güne devasa bir rapor yetiştirmem gerekse blogda oyalanıyorum :) Olsun işime geliyor, aksi halde bloğu güncellemeye fırsatım olmuyor :P

Dün Ebvata ile Bağdat Caddesi'ne gittik, karşıda oturanlar için Anadolu tarafı turistik gezi tadında oluyor :)

Dün ıspanaklı börek yedik.. Bugün düşündüm tüm hafta boyunca ne çok ıspanak yedim şaka gibi.. Önce salı günü pazardan ıspanak alıp kavurmasını yaptık yoğurtla yedik evde. Çarşamba günü ıspanaklı börek yedik.. Perşembe günü okulda yumurtalı ıspanak vardı. Eh artık bünye buna rağmen demire doymadıysa ben ona ne diyim :P

Erkek arkadaşım bu dünyadan değil! Hamburger başta olmak üzere tüm fast foodlardan nefret eden bir bünye olabilir mi? En azından döner sev, adana sev.. Ya da lahmacun sev.. Ne biçim bir adam bu yahu!

Ya bırak Allah aşkına, fast food'suz dünyanın tadı tuzu olur mu ya, ne sağlıklı yaşamıymış bu. Geçen bir yerde gördüm sağlıklı yaşam uğruna bağırsaklarını temizliyorlarmış insanların.. Ay çok iğrençti anlatmicam. Sadece sağlıklı yaşam adına herşeye o kadar çok takmamak lazım bence.. Uvv tüylerim diken diken oldu, iğrenç bir yöntemdi. Ağızdan diildi o kadar söylüyorum..

2010'dan klasik isteğim, daha az makyaj malzemesi almak, en azından yedek almamak.. Ya bu işler kafada bitiyor, öyle almicam hacı yazmayla olmuyor inan ki. Kaç defa yazdım ben olmadı, kendimden biliyorum :P

Bu hafta en çok buna güldüm ve hüzünlendim.. Garibim Fırat'ım :(

Tesadüfen Coleslaw salata tadan ve bayılan ananeme içindekileri söyleyen sevgili KFC çalışanları.. Biz öğrencilik zamanımızda az sormadık, neden bize söylemediniz, sorarım size :'(

Starbucks'ın Dark Cherry Mocha'sı bende önce uyku sonra hiperaktivite yapıyor! Artık içinde ne varsa :Ppp

Diğer blogda yedeklediğim ürünlerden vermeyi düşünüyorum. Yarışma, give-away vs. değil, ilk isteyene. Önceleri yedeklerimi buzdolabının kapağında saklıyordum, şimdi koca bir rafın yarısı doldu. Ufaktan ufaktan eritmeliyim stokları, cidden hastalık boyutunda yedek alma olayım var :( Ya biterse ya bir daha bulamazsam diyen sesi kafamın içinden çıkarıp atmam lazım!

Bu ara hiçbir diziden keyif almıyorum :( Israrla takip ettiğim Heroes'un son 4-5 bölümünü izlemedim, içimden gelmedi.. Zaten Sarah Conor kaldırıldı yayından. True Blood yeni sezonu taaaaaaaa Haziran'da. The Big Bang Theory de olmasa valla Aşk-ı Memnu'ya sarıcam :P Ama onun da sonunu biliyorum, zevki yok :( Bihter hala intihar etmedi mi ya :P Hııı bir de aşk-ı memnu yasak aşk demek, bilmeyen varsa..

9 Kasım 2009 Pazartesi

Haftanın Özeti 4

* Yazdıklarım içime sinmiyor, taslak halinde resimler bekliyor, bir türlü yazamıyorum. Yazdıklarım da içime sinmiyor zaten. Bloglara yorum bile yazamaz oldum, 15 dakika düşünüyorum yazmadan. :S

* Makyaj bloğumda harika bir ürün tanıtcam, bayılacaksınız eminim :)

* Bayağı oldu bu manyaklığı yapalı ama yine de yazıcam, ileriki kuşaklara yazılı bir belge olarak kalsın :P Bildiğin sütle unla yapılan kremadan kremalı mantar çorbası yaptım hayatımda ilk defa. Tabii abartma huyum buna da geçti, 1 kilo mantardan devasa bir tencere çıktı, günlerce çorba içtik :P

* Bloğumda hiç yapmadığım bir şeyi yapcam heyecanlıyım, henüz düzgün bir programla düzenlemelerimi bitiremedim, işallah güzel olucak :D

* Ara ara hiç kullanmadığım ve kullanamayacağım bir ürünü almam lazımmış gibi hissediyorum. Bundan önce glitter liner'lara takmıştım, şimdiki saplantım jel allıklar. Rüyamda jel allık aldığımı görüyorum, o derece ciddi :S

* Caramel'le ben kozmetik orucuna girmiştik ya, 2 hafta filan oldu.. İşte o oruç yalan oldu, ben alışveriş delisi oldum :P Ama mazeretim var.. Bi' kere MAC'te holiday koleksiyonları çıktı, mini setleri almalıydım, sooracığıma Ebay'den çok uygun fiyata aradığım şeyleri buldum, Strawberry'de indirimler tam istediğim gibiydi, YSL ruj fırtınasına ben de katıldım, Sephora indirim yaptı, en son da Urban Decay indirim yapmış. %30 hem de! Şimdilik direniyorum ama indirim 20 Kasım'a kadar geçerli, kendime hakim olamayabilirim :P

* Bunlar yetmezmiş gibi, indirim yapmayan markalara yılbaşı indirimi yapın artık, Christmas indirimi ne zaman başlicak, ekonomik kriz insanları etkiledi alım gücü düştü bence indirim yapmanız lazım şeklinde e-postalar gönderen zıvanadan çıkmış alışveriş manyağı da benim :)

21 Ekim 2009 Çarşamba

Eski Yazılar..

Kişisel ile makyajı birbirinden ayırmaya karar verdim, kişisel etiketli eski yazılarımı bu bloğa taşıyorum, merak eden varsa :)

16 Ağustos 2009 Pazar

Haftanın Özeti 3

♥ Bloğumu özledim, yazmayı özledim :)

♥ Çok çalışıyorum, profilimde yazdığımdan da beter durumdayım, 1 haftalık işi 1 günde bitirmeye çalışıyorum :(

♥ Bu stresime rağmen cildim çok güzelleşti, sanırım BB kremin etkisi. Bulandan, geliştirenden, satandan ve alandan ( :P ) Allah razı olsun.

♥ Düşündüm de bu süreçte sıklıkla MAC Volcanic Ash Thermal Mask ve Avon'dan nem veren bir maske kullandım, onların da etkisi olabilir..

♥ MAC'in gelmek bilmeyen iki koleksiyonu Naked Honey ve Color Craft nihayet teşrif etmiş, hala görmeye gitmediniz mi yoksa? Ben malum yurtdışından almıştım, glosslarda aklım kalmıştı ama 46 TL imiş, hayatta o parayı vermem onlara. (Heheh yurtdışında 19 Euro ödedim o köşeli glossa ama o sayılmaz)

♥ Karamel'in burda bahsettiği Yoort'u hala çok merak ediyorum.. Bir türlü gidemedim, Ebvata da onay vermiş, gitmek şart oldu :(

♥ Canım acayip derecede yaz turşusu istiyor ama istediğim gibi güzel yeşil biberler bulamadım, bulduklarım acı çıktı.. Benim yaz turşusu dediğim şeyin eminim başka adları da vardır, turşu değil çünkü aslında. Biber haşlaması bir nevi.. Yeşil biberler kaynar suda 5-10 dk haşlanır üstüne nane (bol olacak ama), sarımsak, tuz ve limonla servis yapılır. Yazarken bile ağzım sulandı :'(

♥ Eylül'ün ilk haftası Ankara'ya geliyorum, nerde kalsam, nereye gitsem, ne yesem, ne alsam ;)

♥ Yabancı bloglarda ve Türk bloglarda 10 pan project çılgınlığı başlamış, gayet güzel olmuş, ben hala cesaret edemediğimden kendime uyarladığım bir şeyler yaptım :P Artık bitsin dediğim ürünleri sıraladım, hangisi önce bitecek yarışması düzenledim. Bakalım ilk önce hangisi biticek..

♥ Yukarıdaki yarışma için gloss seçerken, hangi glossta ne kadar kaldığını merak ettim, en çok hangi glossu kullanmışım yarışması yaptım :P En çok Maybelline Water Shine Diamonds Chocolatte Glitters No.12 rengini kullanmışım.. Yeni seride olmayan bir renk, bitince çok üzüleceğim, biliyorum.

♥ En çok kullanılan MAC gloss yarışmasının galibi ise Love Nectar.. İkinci sırada ise Icescape var.. Fark etmeden yarısına getirmişim.. Çok şaşırdım ama Icescape'ler bitmesin! kampanyası dahilinde ACW'den sipariş verdim, üstüne de Holiday koleksiyonunda çıkacak Jingle Jangle glossu aldım, Ebay'de Jingle Jangle satan şahıs Türkiye'ye artık paket göndermiyorum kayboluyor diyerek beni deli etti, hemen de gaza geldim başka yerden aldım :P

♥ Japon maskelerine taktım, hepsini istiyorum! Özellikle bir tane var, kesin alacağım o bebişi :D Böyle efendim içinde kömür var, rengi simsiyah, sıvı şeklinde tüpten alıp yüze sürüyorsun, 10 dk içinde kuruyup kağıt gibi çekiliyor, tüm siyah noktalara yapışıyor çıkarıyor. Öyle de güzel bi ürün. Fiyatı da sadece 5 dolar.

♥ Sıcaktan saçım çok aşırı kabarıyor ve elektrikleniyor, denemediğim sprey, köpük, yatıştırıcı krem kalmadı, önerisi olan var mı? :(

8 Haziran 2009 Pazartesi

Haftanın Özeti 2

Caramel'den kopya çekerek başladığım haftanın özetine devam edeyim :P

* Havaalanında sosyolojik incelemelerde bulundum.. :P Dinlediğim 20'den fazla anonsta X Bey uçağınız için son çağrı, Y Bey acilen uçağa gidin anonslarındaki X ve Y beyler nedense hep Türk'tü.. O kadar insanı beklettiğimizi umarsamıyor muyuz? Yoksa param var kaçırsam sonrakine binerim mi diyoruz?

* Bu dünyada Türk olmak çok kolay :P Nereye gitseniz bir Türk veya bir Türk dükkanı var.. Hiçbiri yoksa kebapçı var mutlaka :P

* Bugün sıçan kestim! :P Çok heyecanlıyım, çok da mutluyum.. Bu tekniği Türkiye'de bilen/kullanan ender insanlardan biri olacağım ;) Zevk için kesmediğimi anlamışsınızdır, insanlık adına.. Hastalıklara çare olmak adına..

* Türkiye'de aman Allah korusun asla hayvan kesmem ben diye şımarıklık yapan ben burda mecburen çatır çatır yaptım valla :P Iyy iğrendim, yapmicam deme lüksü olmayınca insanın neler yapabiliyor :P

* Çalışmaya 8'de başlıyorum! Türkiye'de ben 8'de kalkan bir insandım.. Beni bilenler mucizeye tanık oldu :P

* Strawberrynet'in CK One Summer parfümde yaptığı indirime bayıldım! Canımsın Strawberry :P Duty Free'de 33 Euro (yaklaşık 70 TL), Strawberry'de 44 TL, parfüm olduğu için kargo ücretiyle birlikte 48 TL'ye geliyor.. One Summer harika taze bir yaz kokusu, karpuz, nane ve mis gibi limon kokusu geliyor. Alt notasında musk var, musk hiç sevmem ama katlaniciiz artıkın :P Yalnız unisex olduğu için herkes beğenmemiş, aklınızda olsun.

* İdefix'de Edgar Allan Poe, tüm hikayeleri, 70 yerine 28 TL. Kaçırmayın ;)

* Burda ilk defa otobüse tek başıma bindim ve de kaybolmadım :P İnsanlık için önemsiz olabilir ama benim için büyük bir adımdı :P Kesinlikle yer-yön duygusu olmayan bir insanım, neyseki otobüsün içindeki ekranda durakların adı yazıyor ;)

* Douglas mağazasını bulma çalışmalarım devam ediyor :P MAC dostum seni bulucam, benden kaçamazsın :P

17 Mart 2009 Salı

Reflü; Başlık Konusunda Çok Yaratıcıyımdır :P

Reflüm var benim :P Saçma sapan yazdığıma, güldüğüme bakmayın, moralim çok bozuk aslında, o yüzden saçmalıyorum.. Bundan yıllar önce, yine bir şeyler yetiştirmek için deli gibi çalışıp kendimi ihmal etmiştim, hiç unutmuyorum KFC'den en sevdiğim menüyü almıştım, malesef her güzel şeyin bir bedeli var; akşam 10'dan sonra yemek boruma doğru inanılmaz bir yanma ile reflüm ortaya çıktı..

Hastalıklar konusunda okuldan filan bilgim olduğundan (bir de hastalık hastasıyımdır, Three Men in A Boat'taki J gibi hastalıklar hakkında yazılan kitaplara bayılırım, roman gibi okurum eheh), aaa reflü oldum modunda olayı kabullendim hemen :P Mide asitini düzenlemek ve aşırı yanmayı azaltmak için dengeleyici ilaçlar almak lazım. Yoksa doktora asla gitmem, lise sonda yaşadığım bir nöroloji maceram var ki trajikomik, o yüzden güvenmiyorum doktorlara.

Aslında ilk nörolojiye gittiğimde aynı odada muayene olan yaşlı teyzeyi görünce geri kaçmalıydım.. Kadıncağızın başına en az 10 adet doçent toplanmış, ellerinde kitaplar, hastalığın ne olduğunu bulmaya çalışıyorlar.. Kadına kimisi bilmemşu hastalık diyor, kimisi yok bilmembu diyor.. İnanılmaz bir manzaraydı.

Herneyse, doktor tahmin ettiğim gibi reflüm var deyince neden stres yaptın dedi.. Reflü ve çoğu mide hastalığı psikolojik aslında. Dertleri yutuyoruz ama midemiz sindiremiyor, n'apalım.. Benim bu ufak tefek şeyleri kendime dert etmem de yeni değil, hayatımda stres yüzünden olmadığım hastalık kalmadı; lenf bezlerimin ceviz kadar şişmesinden migrene kadar..

Reflüm ise aylar önce kendiliğinden geçmişti, bu akşam tekrar geldi. Aslında birkaç gündür hafif hafif yokluyordu da inanmak istememiştim. Bugün tası tarağı toplayıp gelmiş. Çok yanıyor yemek borum, nerdeyse boğazım komple yanıyor.. İşin garibi reflümü azdıracak hiçbir şey yemedim, içmedim.. Kolanın tadını bile unuttum.. Kızartma vb. ağır yağlı yemekleri zaten yemiyorum. Her zamanki sabahlamalarım dışında galiba taşınma stresine girdim, ondan oldu (Kronik kendi kendine teşhis koyma modu :P )

Mimlerim birikmiş, bugün akşam onları da yazıcam, çok eğlenceli her ikisi de :) Mimleyenlere teşekkürler tekrardan..


Marjo

1 Mart 2009 Pazar

I <3 Depresyon!

Canım sıkkın olunca kendimi zorla depresyon psikolojisine soktum, nasıl özlemişim yalnız kalıp depresyona girmeyi :)) Tembelliğin sınırlarını zorladım bu hafta sonu, Heroes'un son 2 bölümünü izlememiştim onları izledim, Syler'a bir kez daha aşık oldum :)) İddia ediyorum şu anda şu dizi aleminde Syler'dan daha yakışıklı bir aktör yok. N'apalım yok yani, olsa söylerim :Ppp

Platonik aşk iyice moda girmemi sağladı, heh :P Sırf abartmış olmak için sabahın köründe böyle günlerimin vazgeçilmezi dondurmadan almak için markete gittim, rafa sıkışmış alamadım epey uğraştım, milleti seferber ettim, bir şekilde çıkardık.. Muhtemelen o rafın kapağı yazdan beri açılmamıştı çünkü :)) Öğleden sonra da pizzamı da ısmarladım oldu bitti :)) 

Normalde pizzadan nefret ederim, peyniri ağır gelir ama arkadaş yeni çıkan dipsos pizzayı anlata anlata bitiremedi resmen. Ispanaklı aldım ben, almışken ince ve kalın hamura başka pizzalar da aldım, yarın da yemek yapmak zorunda kalmam dedim eheh :P Dipsos pizza insan üstü bi' şey ya, çok güzel, çerez gibi yeniyor ama çok yağlı, bir daha almam asla (Depresyonda bile olsam almam :P ).

Sonra Gülçin'in aşkı için Dubai'ye yerleşip Hepsi grubunu bıraktığını öğrendim (2 ay olmuş benim yeni haberim oldu :P ), ne yapacak bu Hepsi grubu diye üzüldüm.. Gülçin'in sesi çok güçlüydü, diğer kızların pek seslerini duyduğumu da hatırlamıyorum, zaten çok da dinlemem, ay durup dururken niye bana dert olduysa :S

Rihanna'nın kendisini eşek sudan gelene kadar döven sevgilisini affettiğini okudum magazin bloglarında, şok oldum.. Erkek arkadaşıma dedim nerde bu Amerika nerde bu devlet :P Ne biçim Amerikalı'sınız siz, kadın hakları yok filan diye takıldım uzun süre :P O da zencilerde bu tür olaylar çok yaygın, kültürleri çok farklı onların, erkeklerin kadınları dövmesi de kadının adamı bırakmaması, davalarla sürüm sürüm süründürmemesi de normal, ben adım gibi biliyordum affedeceğini dedi.. Bir şeyi de bilmesin, gıcık :( 

Bu insanların kültürlerinde böyle bir olay affedilebilecek bir şey bile olsa, Rihanna'ya bir gram saygım kalmadı.. Kadının kendisine saygısı yok ki ben ona saygı duyayım, hayret bi şey :S

Bir de Avon'un Incandessense parfümünü denedim, yazmazsam olmazdı.. (Niye olmazdı onu da bilmiyorum ya :S ) Always'in yerini tutamasa da güzel bir çiçek kokusu, k3'teki 15 ml'lik mini EDP'sinden sipariş verdim dayanamadım.. Çok çok özel bir koku değil, hatta çiçek kokularını sevmeyenler eminim sıradan bulacaklar bu kokuyu ama bilmiyorum ya yatarken parfüm kokusu olmazsa uyuyamıyorum ben. Çok uygun geldi bu fiyata (15 ml'si 9 TL). Parfüm önerisi yapmayı sevmiyorum herkesin teninde farklı oluyor kokular, o yüzden merak eden varsa mutlaka temsilcisinden numunesini istemesini tavsiye ederim, gerekirse parasını verip isteyin numuneyi (2 TL olması lazım), Amerika'da numuneler ücretsiz ama burda parayla satılıyor, bunu da söylemiş olayım ve haftasonu geyiğini bitireyim :)


Marjo

25 Şubat 2009 Çarşamba

Hayat..

Bir önceki yazım sonrası email ve yorumlarla destek veren herkese çok teşekkür ederim.. Çok uzun süre depresyonda kalabilen biri değilimdir zaten ama bazen herşey üst üste gelip enerjisini sömürüyor insanın.. 

Zaten gönül rahatlığıyla depresyona da giremem, benden daha zor durumda olup da hayata tutunan insanları düşünüp bir de vicdan azabı çekerim şımarıklığımdan :P

Bugün de uçak kazası haberini gördüğümde aynı vicdan azabını hissettim.. Uçaklardan acayip korkarım.. Fobi derecesinde değil Allah'tan ama bende saçma korkular var, gençliğimde çok fazla felaket filmi seyrettiğim için sanırım.. Uçak patlayacak, Boğaz köprüsü yıkılacak, depremde ev çökecek vs.. 

Hayatta neler var.. 

***

Günlük tarzında yazmayı sevdim bu arada, içimi döküyorum rahatlıyorum :) Makyaj ve ürün tanıtımı resimleri var hazırda, watermark'lı, gıcır gıcır :P Ama ekleyemiyorum kaç gündür.. Bilmiyorum genel isteğe göre ekleyebilirim de böyle devam edebilirim de :P


Marjo

24 Şubat 2009 Salı

Uyarı; Ateşle Yaklaşmayın Patlayabilirim...

Uyarı: Son derece kişisel bir yazı yazıyorum, makyaj veya tanıtım değil..

Saçma sapan bir gün geçirdim, herkese kızdım, en çok da kendime kızdım.

Herşey yine işim için sabahlamamla başladı.. Yanlış anlaşılmasın işimi çok seviyorum, çok severek yapıyorum, o ayrı.. Bilgisayar başında sürekli oturmak gerektiğinden azıcık göbek büyütüyor ama neyse.. Sabahladım ve işi bitirdim, bitirmenin gururu içindeyim, tek hayalim 2 saat uyku uyuyup okula gitmek, ama ne mümkün telefon susmuyor ki, patron bir yandan danışman bir yandan, insanlar arıyo’ sürekli, ne dertleri varsa sabahın 8’inde.. 

Uyumak istiyorum ama ya.. Neyse kalktım mecburen otobüs durağına gittim, okula bulunduğum yerden geçen 1 otobüs var. Karşıdan geliyor otobüs önünde camları siyah bir cip (jeep meep değil o, öküzün önde gideni olduğundan anca cip olabilmiş o) otobüs durağının önünde durdu mu bu salak.. Otobüs de benim arabaya bineceğimi mi düşündü bilemiyorum, bastı gitti mi.. Ben peşinden koştum mu salak salak.. Durmadı mı bu otobüs.. Daha da sinirlenip cipli magandaya ağzıma geleni söyledim mi.. Evet söyledim rahatlamadım ama.. 15 dk. soğukta bi’ taraflarım dondu çünkü..

Efenim sonraki saçmalıkları anlatmak istemiyorum tekrar sinirlenicem, hele tez çalışmamı nasıl batırdığıma dair mükemmel bir dram çıkardı ama başka zamana artık.. Tezi de batırdım artık bana bi’ şey olmaz derken, Google E-booksta bedavasını bulduğum 7 sayfalık (normalde 6 sayfa, 1 sayfası referans bölümü) bir yazıya 40 dolar ödedim ben. Evet yaptım bunu.

Sevgilimi aradım ya azıcık şımartsın beni diye, şu oldu bu ters gitti filan diyorum, adam Erol Taş mübarek, bunu daha önce konuşmuştuk, her seferinde her çalışmada ilk yaptığında sonuç alacak olsan bunun adı araştırma olmazdı bik bik bik, sevgi kelebeği olacağı tuttu sevgilimin.. Böyle gönül rahatlığıyla anlatamadım derdimi, lafı ağzıma tıktı bi’ de..

Aynen bu şekilde koşar adım depresyon moduna girdim, 12 saat uyumuşum dün, azıcık iyi geldi, yoksa hayatta çekilmez benim depresyon halim :Ppp Bari en azından müzik olsun bu meymenetsiz yazıda;

Marjo