Random etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Random etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ekim 2009 Perşembe
Cumhuriyet Bayramı
Başkasının mandası olmayı değil de kendi efendisi olmayı seçen, yıllar sonra bile bize ilham vermeyi sürdüren Atatürk'ün en büyük armağanı cumhuriyetimizin bayramı kutlu olsun :)
23 Ekim 2009 Cuma
Siz İnsan Mısınız!!!
Bu bir soru değil, "retorik bir soru cümlesi". Sizin insan olmadığınızı, vicdanınızın olmadığını zaten biliyorum.
Merak edenler için Kadıköy Belediyesi'ne ait hayvan barınağının bazı "maneviyatı yüksek" insanlar tarafından nasıl perişan edildiğinin hikayesi.
Buyrun buradan okuyun.
4 Ağustos 2009 Salı
Ara..

Yaz sıcaklarını sınava hazırlanarak geçireceğimden Ağustos sonuna kadar blogda pek bir etkinlik olmayacak. Olur da uğrayabilirsem yorumlarınızı cevaplamaya çalışacağım ama ne kadar sıklıkla konu yazabilirim bilmiyorum. Ağustos ayını güzel geçirin benim yerime! Bu bir kanundur! Herkese sevgiler..
19 Temmuz 2009 Pazar
Yenilik
Uzun zamandır temamdan memnun değildim, yeni tema üstünde uğraşıyordum bir süredir ama paslanmışım birkaç yerde takılıp tamamen sildiğim oldu. Sevgili Stil Direktörü emaille gaz vermemiş olsa bu tema da uzun süre bitmezdi, zaten eksikleri var hala. Olsun diğerinden çok sıkılmıştım..
Daha şimdiden 3 kolonlu temadan sıkıldım, sağ kolonda bir düzenlemeye gidicem ilerleyen günlerde (haftalar.. aylarda?) inşallah.
Herneyse, çalışmayan yerler varsa bir zahmet yorum bırakırsanız sevinirim :)
12 Temmuz 2009 Pazar
Nedir bu enerjinin kaynağı?
Midem hala düzelmedi, bir nevi detoksta gibiyim :P Mineralli su içiyorum, zaten burda musluk suyu içildiğinden restoranlarda su satılmıyor, daha doğrusu paralı değil, isterseniz çeşmeden bir bardak getiriyorlar :Pp Onun yerine meyve aromalı (ıyk) su içiyorlar, bence berbat bir şey. Bir de mineralli su var, bildiğimiz soda ya da mineral suyu gibi çok asitli bir şey değil, hafif içimli bir su, bir miktar CO2 var ama dili uyuşturacak kadar değil. Onunla birlikte bir de multivitamin alıyorum..
Özellikle B vitamininden, folik asitten ve çinkodan zengin olanlardan araştırıyordum, en sonunda aradığımı buldum.. Guruldayan bir mide ile 1 saat danalar gibi tepindikten sonra (Rick Astley sağolsun, burda bahsettiğim şarkısıyla bi güzel oynadım :D ) bunu bloğa yazayım dedim heheh :P
Sağlıklı beslenip beslenmediğinizden emin değilseniz, doktorunuzla konuşup (tahlillerinizi yaptırıp) almanızı tavsiye ederim şahsen. Açıkçası yetersiz mineral veya vitamin alan kişilerde (ekstrem derecede az alanlar hariç) ölümcül sorunlar rapor edilmemiş bugüne kadar. Ancak yaşam kalitesini azalttığı bulunmuş, daha yorgun olma hali, isteksizlik, unutkanlık vs. gibi hem fiziksel hem de zihinsel kapasitede düşüşlere neden oluyormuş. Fazlasının ise bir hastalığa neden olduğunu belirtmemişler..
Ay bu arada H&M ikinci indirimini yapmış, harikaydı :D 14 euro'ya aldığım mont 9 euro olmuş, ona sinir oldum.. Elbiseler 2-5 arası, abiyeler 9 euro.. Ayakkabılar 5 euro, gözlükler 4 euro. 2 ve 3 euroya da güzel üstler vardı ama ben burda Türkiye'de pazarda bulduğum gibi tshirtler bulamıyorum neden neden? :(
9 Temmuz 2009 Perşembe
Özür
Son zamanlarda email, mesaj ya da yorumlara yanıt veremediğimin farkındayım, bu tempo bir süre daha böyle gidecek ancak kimseye kasten yaptığım bir durum değil, haber vermek ve uzun zamandır yanıt veremediğim herkesten özür dilemek istedim.. Vay Marjo ne biçim insanmış, bir emailime bile cevap vermedi diye düşünmeyin :P
30 Haziran 2009 Salı
Konser, Çilek ve Hatırlatma
Bu ara bloğu da herşey gibi çok ihmal ettim, gece 12'ye kadar çalışıyorum mecburen desem inanır mısınız? Sabah 8'de çalışmaya başlamayı geçtim, geç saate kadar çalışmayı da geçtim, aştım valla bu aralar :P Şikayet etmiyorum, sadece zaman bulamıyorum eskisi gibi.
Bu dönemde sokakta korkmadan geç saatte yürümek kadar beni mutlu eden bir şey olmadı (bir de H&M'e gidebilmek güzeldi). Geceyi ne kadar sevdiğimi unutmuşum, İstanbul'da Anadolu tarafına taşındığımdan beri tek başıma 11'den sonra dışarda kalmamıştım hiç.
Burda gece geç saatte rahatsız edici tek şey alkol sınırı çoktan aşmış sarhoş İngiliz turistler, ellerinde içki şişeleri bağıra bağıra şarkı söylüyorlar. Otobüse bile o halde biniyorlar ama yerel halk ermiş şekerim kimsenin bi laf dediği yok bunlara :P Bizde olsa otobüs şoförü sağa çeker otobüsten atar hepsini :P Bir de geceleri Night Line otobüsleri var, sabaha kadar. Çok özendim çoook, bizim semte en geç 11'de otobüs var, haftasonu o kadar bile değil, ki İstanbul'dan bahsediyoruz, 15 milyonluk şehir, burası ise Kadıköy bile olamaz 100 bin kişi nüfusu var sadece.
Bir de, kıyaslama yapıyorum elimde değil, hayatımda yediğim en güzel çilekler burda yediklerim, valla bak. Keşke imkanım olsa da Türkiye'ye de getirsem, bavul ticareti gibi heheh :P Anladığım kadarıyla burdaki dağlarda yetişiyor, o yüzden böyle değişik bir tat var.
Hazır ağzınızı sulandırmışken bir de Katy Perry haberi vereyim, 9 Temmuz'daki konsere benim yerime gidin lütfen :P Gerçi biraz tuzlu gibi bu fiyat. Neyse.. Hello Katy kelime oyununu çok sevdim ;)
Son hatırlatma da, YARIŞMAya katılmak için bugün son gün, bilmeseniz de mesaj yazın, şansın kime güleceği belli olmaz :P Milli piyango reklamı gibi oldu heheh
Image Credit, Biletix
23 Haziran 2009 Salı
Never gonna tell a lie and hurt you..
Enerjim tükenmiş gibi, hiç blogla ilgilenemiyorum, makyaj zaten da yapmıyorum ki ekliyim.. Makyaj namına en fazla 6 Temmuz'da Naked Honey ve Color Craft çıktığında resimlerini çekebilirim, zira 3 ruj, 3 gloss, 2 göz kalemi, 2 allıktan başka bir şey yok yanımda :))
Ebvata ile klasikleşen 80'ler gecemizden hatırladığım bir şarkı dilime ve aklıma sanki copy/paste oldu, ondan başka bir şey düşünemiyorum :P Youtube linki burda, youtube açamayanlar için gelsin;
Rick Astley; Never gonna give you up
Evet, müzik zevkim maalesef 80'lerde kaldı benim, çoğu kişi hatta EA bile sevmiyor 80'leri.. Bence o zamanın naifliği başka hiçbir zamanda yok, çok başkadır benim için.
Son sözüm de hava durumuna! Günlerdir güneş görmediğim için enerjim tükendi benim, n'apiyim meteoropati var bende. :P
19 Haziran 2009 Cuma
Günün Ürünü: Ekmek..
Ekmek de tanıtılır mı demeyin, tadı bu kadar güzel olan bir ekmekten bahsetmemek haksızlık olur :P Günlerdir bu yazıya hazırlanıyorum, ya ekmeğim bitiyor ya yoğurdum ya da fotoğrafla uğraşmayıp mideme indiriveriyorum.. Aşağıdaki fotoğrafların hepsi açlıktan guruldayan bir mide ile çekildi, dolayısıyla kalitesinde düşüklük olabilir.. O anda kaliteye değil, içeriğe bakıyodum çünkü :P
Konuya dönersek, ekmek diyorum, çok severim, fırından yeni çıkan ekmek kokusuna bayılırım, hatta sıcacık ekmeği orada o anda bitirebilirim :P Farklı ekmek çeşitlerini denemeyi de çok severim, zaten UNO Esmer Alman Ekmeği ile de aylar önce Tansaş'ta öyle tanıştık, çok mesuduz o günden beri.
Vitamin deposu olan bu ekmeğin yapısı bildiğimiz beyaz ekmek gibi değil, daha yoğun, daha tok, dolayısıyla tam da üstüne ne isterseniz sürüp yemelik :P Farklı lezzetleri denemeyi sevenlere öneririm, gerçekten çok ama çok güzel. Sadece UNO'nun dilimleri fazlaca kalın, 1 tanesini bitiremiyorsunuz. Burda dilimler çok daha ince, 1 dilimi rahatlıkla mideme indiriyorum (bkz. aşağı :P ).
Ay madem ekmek manyağıyım bari cevizli, sütlü ve bol kalorili ekmekler alacağıma diyete uygun alayım dedim, lifli bu ekmek acayip bir şey, varlığı bile insanı doyurmaya yetiyor :P Şöyle ki, şimdi bi lokma alsam 5 dakika çiğnemem lazım, üff söylerken doydum diyosunuz :P

Bu da ekmeğimizin yakından görünümü, içinde yulaf, çavdar ve buğday tohumu, ayrıca ayçiçeği çekirdeği de var bolca.
O kadar anlattım alman ekmeğini, bir de tarif vereyim :D Efendim, sabahın köründe marketten alışverişimizi yapıyoruz, zira geç çıktığımızdan akşamları açık market bulamıyor, bir kuru hazır salata paketine talim ediyor, ardından (en sevdiğim yemek olan) Çin yemeğini gözümün içine baka baka yiyip bir de üstüne çatlayacam ya ne güzel bi şey şu Çin yemeği diyen EA'mıza nispet mi yapıyosun karşımda diyerek küsmüyoruz :P
Bu benim favori ekmek üstü soslarımdan biri, yoğurt ve ton balığını karıştırıp sürüyorum, üşenmezsem sandviç ekmeğinin arasına koyup okula da götürürüm.. Kırk bin yılda bir yani :P İsteğe bağlı içine bir kaşık mayonez de konabilir, mayonezli hali çok ama çok güzel olur. Daha fazla yeme isteği uyandırabilir yalnız ;) Not: Yoğurdun rengi neden öyle ben de bilmiyorum, bizim Türk yoğurtları gibi değil, kremamsı biraz, fazlaca akışkan bi de.

Oy çok yedim üstüne 1 bardak yeşil çay içeyim.. Bi kere o çikolata topları yeşil çayın yanında yenileceğinden kilo yapmayacaklar :P Malesef burda bitki çayı süzme aparatı yok :( Belki bit pazarı gibi bir yerlerde vardır ama ben bulamadım, keşke kendiminkini getirseydim..
Image Credit: İlk resim Uno.com.tr'den screen shot.
10 Mayıs 2009 Pazar
Bahar Havası :)
Merhabalar :) Malum bahar temizliğinden ben de nasibimi aldım, bir süredir denediğim şablonu elimden geldiğince test ettim, eksiklerini giderdim, gün içinde eklemeyi planlıyorum.. Eklemeler sırasında bloğu görünmez yapıcam bir süre, şablon değiştirirken gadget'lerin çoğu siliniyor, onları eklemeden açmak istemiyorum.. Yarına kadar açmış olurum sanıyorum :) İnşallah yani :P Reader'dan okuyanlar okumayanlara haber versin :Pppp Görüşmek üzere!
Ay şiştim, eksik aksak bile olsa yayınlıyorum, aaaa hava güzel ben bilgisayar başında takıldım kaldım.. Olmaz olamaz :P Herkese sevgiler :)
Marjo
8 Mayıs 2009 Cuma
Hızır Bana Düşman Mısın!
Yaaa şaka gibi gerçekten. Bu sene hayatımda ilk defa annemin gaza getirmesiyle Hıdrellezi kutliyim, kendi çapımda isteklerimi yaziyim filan dedim. Hayır Hızır'dan bir beklentim de yok aslında, batıl inancım yoktur ama adam bana düşman çıktı iyi mi!
Ben gayet insani duygularla dileklerimi tertemiz bir sayfaya yazdım :P İlk sıraya da en çok istediğim şeyi yazdım, ayrıntı da verdim, bayaa uzun tuttu. N'apiyim, hem uzatırım (doğuştan :P ) hem de "ne dilediğine dikkat et" ("careful what you wish") sözünü aklımda çıkarmadığımdan zaten bir dilek dileyeceksem ayrıntılı anlatırım :P Bedazzled filmi vardı hatırlar mısınız, Brendan Fraser ve Liz Hurley'in, orda da Brendan ne dilediğine dikkat etmiyodu, başına gelenleri gördünüz :P
Neyse laf karışmasın, ilk sıraya yazdığım şey Hıdrellezden hemen sonraki gün (dalga geçer gibi) hiç geri dönüşü olmayacak şekilde suya düştü.. Bu ne ki şimdi.. Ben dileğimi hayal halinde seviyodum, gerçekleşmeyince çok gıcık oldum. Şikayet mektubu yazmak istiyorum, kandırıldım :Ppp
Hızır'ı protesto ediyorum, benim için bitmiştir, bi daa da dilemem :P
Marjo
7 Mayıs 2009 Perşembe
Zayıflıyorum :)))
Makyaj-kozmetik temasından daha çok günlük temasına geçtim, umarım hayal kırıklığına uğramıyorsunuzdur :P Bir süre daha böyle olacak, benden uyarması :P Zaten maskara, eyeliner, allık (bronzer) ve glosstan başka bir şey kullanmıyorum, makyaj yapıyor da eklemiyor değilim yani.. Haziran geliyor malum, ben de bir süre yurtdışında olucam araştırma için. Gideceğim yere baktım herkes çöp gibi, direk gaza geldim ben de kilo vermeden gitmemeliyim şeklinde :P Geçenlerde diyete başlamıştım, sadece 1 hafta sürmüştü :P Ama bu sefer acayip motive oldum, kilo vermeden gitmicem!
Ama yemeği de çok severim, öyle günde 1 elma 1 avokadolu diyetler bana göre değil. En iyisi dedim bildiğim gibi yapiyim. Fi tarihinde bir diyetisyene gitmişliğim de var, eski listemi çıkardım, kalori listesi filan. Iyy gördükçe ter bastı; 2 dilim kepekli ekmek 95 kalori, yoğurt 110 kalori, tavuk şiş 200 kalori.. Baktım olacak gibi değil. Kendime uygun şekilde modifiye ettim, iyi de yapmışım yaklaşık 7-8 günde yaklaşık 2 kilo vermişim :) Genel olarak yaptıklarımı aşağıya yazıcam ama herkese önerim budur, garantili kilo verme yöntemidir demiyorum. Sadece benim yaptığım ve başarılı olduğum bir sağlıklı beslenme modeli. Kullanıp kullanmamak sizin tasarrufunuzdadır ;)
Öncelikle gittim meşhur keten tohumundan aldım, sabahları 1 çay kaşığı aç karnına alıyorum, lifli ve lifi sindirmek bağırsakları uzun süre meşgul ettiğinden muhtemelen tok tutuyor ama 1 çay kaşığı az geliyo sanırım akşam 6 gibi acıkıyorum, akşam 1 kaşık daha mı alsam heheh :Ppp
Kahvaltımı gayet iyi yapıyorum. Yok canım bundan reçeller, ballar, tereyağları vs. yediğim aklınıza gelmesin. Zaten sevmem tatlı şeyleri. Yediklerim de salata (domates salatalığı boş yemektense minik minik doğruyorum, salata dediğim o yani :P ), 1 dilim peynir, zeytin ve ekmek. Ekmek konusunda sınırım yok malesef. 2 dilimde kalmıyorum öyle söyliyim :P Öğle yemeğini mecburen okulda yiyorum ama az yağlı yemekleri tercih ediyorum. Bir gün baklagil, bir gün sebze, bir gün et şeklinde döngü yapıyorum. Akşam da 6'dan sonra hiçbir şey yemiyorum. Yok yok o kadar da değil midem kazınırsa salatalık yiyorum ama onun kalorisi 0 demişti diyetisyenim, sınırsızdı benim önceki listemde ama yine de abartmıyorum 1 tane maksimum 2 tane.
Özellikle akşam yemeğinde yediklerim beni çok şişiriyordu, tamamen iptal etmek de çok acıktırırdı, o yüzden akşam yemeğini çiğ meyve sebze ile değiştirdim. Örneğin dün ne yediğimi yaziyim, 1 salatalık, 1 armut :) Ondan önceki gün erik, ondan önceki gün de yine salatalık, elmadan oluşmuştu. Gece boyunca acıkacak gibi olursam ve de canım bin türlü kalorili şey isterse kendime tadından nefret ettiğim bir yeşil çay var onu demliyorum. O kadar sevmiyorum ki onu 1 bardağı zorlasam bile bitiremiyorum ve iştahım kapanıyor, yeme isteğim geçiyor ;) Onun haricinde gün içinde ÇayKur'un tadına bayıldığım yeşil çayını demliyorum. Rezene çayı yapıyorum. Rezene ödem söktürücü, bir de tadı çok güzel bence :P
Buraya kadar yediklerimden bahsettim ama malumunuz sadece diyetle olmuyor bu işler. Bu zaman içinde her gün egzersiz yaptım. Öyle 1 saatlik egzersizler değil 10-15 dk akşamları, sabahları da yürüyüş ama bazı günler yürüyüşü fitness ile bazen de aerobik ile değiştirdim. :) Sabahları da kahvaltıdan sonra 1 adet L-karnitin alıyorum, L-karnitin tek başına etkili değil ama egzersizle birlikte çok etkili, ayrıca çok enerjik olmamı sağlıyor gün içinde.
L-karnitin sayesinde egzersizin 20. dakikasından itibaren vücudun enerji üretmek için daha fazla karbonhidrat yakması durduruluyor ve yağlar yakılmaya başlanıyormuş. Çünkü L-karnitin yağ moleküllerini mitokondriye taşıyıp mitokondrimizin enerji üretmesini sağlıyormuş.. Yağ yakılması karbonhidrat ve proteine göre çok daha fazla enerji verir. Misal 1 gr karbonhidrat yaksa vücudumuz 4 kcal enerji açığa çıkar ama 1 gr yağ ile 9 kcal enerji üretilir. Dolayısıyla, karbonhidratla aynı miktar yağ yakarsak 2 katından fazla enerji elde ederiz ve daha az yoruluruz ;)
Bilimsel verileri geçtikten sonra kendi yaptıklarımı anlatiyim, örneğin sabah; L-karnitin aldıktan 30 dk sonra 40 dakika evdeki koşu bandında yürüyüş yapıyorum. Yürüyüş ve tüm egzersiz hareketlerinde tempomu yağ yakma nabzıma göre ayarlıyorum. Normalde çok hızlı yürümeyi severim ama mecburen yavaş yürüyorum. Yürüyüşten sonra hızlıca evi süpürüp siliyorum.. Sonra okula kadar yürüyorum. Akşam da okuldan yürüyerek eve geliyorum (Mesafe yaklaşık 20 dk). Eğer ödevim yoksa fitness CD'mi takıp egzersiz yapıyorum. O da bitince acaba daha ne yapsam yaaa çok enerjim var hala diyorum lol
Olay buymuş yani :P Zinde olmak da çok zevkliymiş, kronik yorgun bir insandım ben bundan önce. Tabii gereksiz yere alınan kalorilerin de etkisi var bunda. Zayıflamak isteyen herkese başarılar :)
Marjo
3 Mayıs 2009 Pazar
Backstreet Boys... Where are you :P

Heheheheheh yandaki resme bakmaya doyamadım :P Bir zamanlar Backstreet Boys diye bir grup vardı hatırlar mısınız?
80'leri görebildiğim için çok mutluyum, keşke 80'lerde daha çok zaman geçirebilseydim.. O yıllarda hayat vardı yaaa heheh bir de keşke dinlediğim şarkıları anlayabilseydim :P O zamanlar New Kids On The Block (pardon ama NKOTB derdik biz ona :P ) vardı, siz gençler bilmezsiniz tabii.. Ben bayılırdım onlara. Hatta bloğumun isim babası da onlar, Marjo On The Blog ile onlara bir nevi gönderme yapmaktayım, merak eden varsa burdan açıklamış olayım :P
Neyse efendim, NKOTB 5 adet birbirinden yakışıklı erkek, ben de o zamanlar artık nasıl bir

bünyeymişsem (ki bir rivayete göre ilk lafım "abi" olmuş, gerisini siz düşünün artık lol) bu abilere bayılırdım 2-3 yaşlarında, kuzenlerim o zaman genç kızlardı, sürekli evde radyoyadan NKOTB dinlenirdi (efenim o zaman insanlar radyo dinler, boş kaset alır, radyodan çekim yapardı), bir de TV'de TRT3'te yabancı müzik programı mı ne vardı klipler çıkardı :P
NKOTB bir gün dağıldı diye bir haber çıkmıştı, sanki dünyanın sonu, nasıl da ağlamıştım, bitti artık, bi' daha göremicem onları diye. :P Hatta o zaman tam benimkiler dağılırken Backstreet Boys (BSB) çıkmıştı yavaştan. Ay nasıl kıl olmuştum ben onlara, bi' gıcıktım ki görmeye duymaya tahammülüm yok böyle.. Hiçbirini sevmezdim, dinlemezdim. Sanki NKOTB'yi onlar dağıtmış gibi kin tutardım. Hatta bir kere fanclub'larına "hatred" mektup bile yazmış olabilirim. Ahahah bu mektup olayım da çok komiktir; Barış Manço'dan aklınıza gelebilecek her türlü boybande mektup yazmıştım. Ne yazdığımı hatırlamıyorum ama büyük ihtimalle hazırlıktaki kıçı kırık İngilizce'mle hayranınızım, buraya da gelip konser verin filan gibi bir şeydir. Umarım öyledir yani, daha fazla rezil olmuş olmak istemiyorum heheheh
Siz gülün benim mektup olayıma ama kaç kere hediye gelmişti bana :P Sürekli her yere mektup yazdığımdan bi' şeyler kazanıyodum.. TRT3'ten de kazanmıştım bir hediye n'aaber? :P (Tina Turner CD'si hem de :P )
Neyse, konu dağıldı. Bugün eski müzik listemi açtım, (eski derken tarihi demek istiyorum) BSB'den As Long As You Love Me de listedeydi :) Bu şarkıyı çok severdim ama NKOTB üstüne gül koklamamak için direnmiştim; sevmiyom, ıyk ne biçim müzik, sözler de saçma diye :))) Neyse efendim, bugün merak ettim ne oldu öldü mü kaldı mı bunlar, yoksa sayem(iz)de kazandıkları milyoncukları mı yiyolar diye. NKOTB yeniden toplaşmış geçen sene hatta 2-3 single çıkarmış (yooo şu anda indirmiyorum ki hiçbirini niye öyle baktınız? *masum masum bak*), 1993'te hain bir şekilde ayrıldıktan 2008'e kadar geçen sürede biri emlakçı olmuş :P Biri yapımcı olmuş.. Bir tanesi aktör olmuş. Sadece 2'si tek başına albüm çıkarmış ama pek tutmamış. Şimdi isim vereyim Jordan Jonathan filan diye ama hiçbirini hatırlamıyorum ismen. Merak eden varsa kutsal bilgi kaynağı Wiki'ye baksın lütfen :P
BSB ise bugün (3 Mayıs) O2 Arena'da (Londra) bir konser vermekle meşgulmüş. 2007'de son kasetlerini çıkarmışlar, yeni bir tane çıkaracaklarmış. Hatta gözümüz aydınmış, Richardson gruba geri dönmüş (artık o hangisiyse) meraklılarına duyurulur :P
Bir de Take That vardı ki, o çok başka bir yazının konusu olabilir. Take That'in dağılması benim de müzikle ilişkimi kesmeme neden olmuştur. Benim sevdiğim her grup dağılıyo, bende bi lanet var moduna girmeme sebep oldu bu adi boybandler! Ama harbiden öyle bak yaziyim benim yüzümden dağılan grupları; NKOTB, BSB, Take That (diğerlerinin aksine hayatta birleşmeyiz diyo bu gıcıklar), Boyzone, Crowded House, The Cure (ühüü) ve daha aklıma gelmeyen niceleri... Sorumlusu benim bence :P
Marjo
image credits: Google Görsellerden buldum ya site adı kaydetmemişim, siz de bakın, çok eğlenceli, eski resimleri. Keşke vaktim olsaydı da hepsinden bir kolaj yapsaydım.. Gülerdik ne güzel :P
25 Nisan 2009 Cumartesi
Sahibini arayan paketler :D

Sizinle paylaşmak istediğim bir şey var.. O da soldaki şekerler :D Paketlerimi özenle süsledim, pazartesi günü sahiplerine ulaşmak üzere yola çıkacaklar.. Umarım beğenilirler :) Çok heyecanlandım nedense, paylaşmadan duramadım.
Burdan bu olaya vesile olduğu için Serrose'cuğuma tekrar teşekkür etmek istiyorum. Keşke bu fikir daha önce aklına gelseydi :P Güzelim kartpostal koleksiyonum annem tarafından döküntü kabul edilip atılmadan önce mesela :P Neyse canımız sağolsun.. Paketler de bir an önce sahiplerini bulsun :)
Marjo
22 Nisan 2009 Çarşamba
Döndüm.. Haftanın Özeti
Caramel'in haftanın hoşlukları listesine özendim :))) Blogsuz geçen son haftamı özetledim, ben yazımı ortaya korum beğenen alır okur beğenmeyen kapatır gider :P
* Nihayet İstanbul'a döndüm, çok yorulmuşum 20 saat kadar uyudum gelir gelmez. Öncesinde de yorgundum zaten.. Çeviri için günlerce sabahlamıştım + kongreye yetiştirebilmek için gece geç saatlere kadar labda sürünmüştüm (bilen bilir) + kongrede sabah 8.30'dan akşam 7-8'e kadar istisnasız (ilgili ilgisiz) tüm konuşmalara katılıp hepsini dinledim! Sonuç = Sağlık nedeniyle kongreyi erken terk etmek zorunda kaldım! Ben en azından son güne kadar sağlam kalmayı hedeflemiştim ama haliyle bünye daha fazla katlanamadı yaptığım işkenceye. Bir de beyin yaşım ortalama 5 olmasına karşın bedenen 1 yaş daha yaşlandım tabii onunla da ilgili bence. Neyse yarın doktora gidiyorum, 23 Nisan'ımı hastanede kutlicam :P
* Dönüşte aynı yolu gelen taksinin 7 TL yazmasına, giderken 15 TL vermiş olmam nedeniyle çok sinir oldum. Demek ki hala şerefsizin önde gideni taksiciler varmış, dolayısıyla taksi plakalarını yazmaya devam dedim.. Bir de kırk yıldır kullandığım duraktan geldi yani. Şoförler odasına şikayet ediyorum böyle tipleri ben. Hayatta tahammül edemediğim insan tipi, "Alemin kralı benim, istediğimi kandırırım, herkes aptal, bir ben akıllıyım" moduna sahip insan modeli. İşi gücü olmayan emekliler gibi her türlü yere email açıp, telefon edip şikayette bulunurum ben. Hiç de üşenmem.
* Apartman kapısını açınca İyi ki Doğduk'tan gelen kart postalları görünce inanılmaz sevindim :))) Yokluğumda birikmişler canlarım :))) Bu arada kendi hazırladıklarımı daha gönderemedim, bugünün yarım gün olduğunu unutmuşum, okuldaki postane ben gittiğimde kapanmıştı bile. Yine pazartesiye kaldılar off!!
* Gelir gelmez kavga ettik (hayır, gelir gelmez trip atmadım, konu başka). Bu aralar o kadar sık kavga eder olduk ki artık sevgilinin kavga edilen bir yaratık olduğunu düşünmeye başladım. Yapmam gerekeni biliyorum sadece neden yapmadığımı bilmiyorum.
* İki gündür lenslerimle yatıyorum, bu gidişin sonu hiç hayırlı olmayacak ama bakalım..
* Malum yokluğumda okunacak bir sürü şey birikti, gelir gelmez bloglara daldım. Esther'in bloğunda gösterdiği tencereye dibim düştü (burada). Hayır dolu değil ama bir zamanlar içinde salçalı makarna olduğu çok açık! Şansıma evde makarna yok. Bir evde nasıl makarna olmaz ya!!
* Elişi yapabilen bir insan değilim (labda ellerimi kullanarak çalıştığım halde). Ama süsüme düşkünüm o ayrı :P Hersheyler'in bloğunda rhinestone (taklit kristaller) ile tshirt süsleme bilgileri var (burada), çanta süslemeyi çok severim, hemen adapte etmeye karar verdim. Sağolsun adresi de vermiş, hiç sevmesem de Eminönü'ne gitme kararı aldım, ki tek başına bu karar bile büyük bir adım. Gitmeden önce Pasiflora içeyim en iyisi :P
* Giderken yorumları onaylama seçeneğini etkinleştirmiştim. Kaldırdım şimdi. Hiç hoşlanmıyorum yorum onaylamadan, ikiyüzlü bir şey bence. Hele başka bloglara yorum yazıp, "Yorumunuz onaylandıktan sonra görünecektir" yazısını görmek beni sinir ediyor, sanki söylediğim laf için onay almam lazım başkasından.. Ama yorumları onaylayınca kendimi bir anda Yorumların Efendisi gibi hissettim, acayip haz aldım o ayrı :P
* Yine uzun yazdım, tebrikler en sıkıcı blog benim, yüz puan aldım, en birinci ben oldum bence :P
Marjo
21 Şubat 2009 Cumartesi
Siyah Süt; Doğum Sonrası Depresyon 101
İnanamıyorum, üşenmeden uzun uzun yazdığım yazım silindi biraz önce :( İşin kötüsü balık hafızalıyım ben, ne yazdığımı hatırlamıyorum :( Baştan alalım bakalım...Versiyon 2:
Elif Şafak'ın çok büyük bir hayranı olmasam da takip ederim bir şekilde.. İngilizce yazdığı Araf'tan sonra ilgimi çekti diyebilirim, çok beğenmiştim Araf'ı.. Siyah Süt çıktığında (malum davalar nedeniyle) bu kadar popüler olmasaydı, okumam asla bu kadar gecikmezdi.. Popüler olan, bir anda her yerde karşıma çıkan şeylerden tiksinme huyum var.. Bütün hevesim kaçıyor görünce :/
Siyah Süt, Elif Şafak'ın otobiyografik postpartum (doğum sonrası) depresyonunu anlatan (anlattığını iddia eden diyelim) otobiyografik romanı.. Diğer romanlarından farklı bir dili var, daha sade, anlatımı daha yalın, hatta daha neşeli.. Kitapta iddia edildiği gibi bir postpartum depresyondan çok, çocuk doğurup doğurmamaya karar verme süreci ağır basıyor.. Depresyon konusu en sonda iki-üç kısa bölümde özetlenmiş.. On aylık depresyon süreci hızla anlatılmış..
Kitabın en eğlenceli yanı bence İç Sesler Korosu, çok tanıdık geldiler bana, bende de o iç seslerden onlarca var, hepimizde bir sürü var zaten, ancak Elif Şafak'ın korosu da son derece eğlenceli :) Toplumun belirlediği annelik rolü mü yoksa anneliğe direnip kendini işine vermek mi arasındaki ikilemi dünya edebiyatından birçok kadın yazarı tanıtarak yazması çok güzel bir detaydı bence, iyi ki yapmış, tanımadığım yazarlarla *utan* tanışma fırsatı buldum bu şekilde..
Sonuç olarak okunmaya değer bir kitap, ben beğendim.. Elif Şafak'ın diğer kitaplarından farklı olduğunu söylemem lazım, diğer kitaplara kıyasla beğenmeme olasılığınız da var, dolayısıyla okunması şart değil.. Öte yandan diğer kitaplarını seven ve bu yazıları kim yazmış diye merak edenler için kaçırılmaması gereken bir kitap.. Evlenmeyi, çocuk yapmayı düşünmeyenlerin bir yerlerden bulup en azından "Evde Kalmış Kız Manifestosu"nu okumasını tavsiye ederim ama :)
Siyah Süt'ün bitmesiyle okunmayı bekleyen 3 kitabım kaldı.. Anadolu lisesi hazırlıkta (benim zamanımda ilkokuldan sonra 7 seneydi Anadolu liseleri..) İngilizce öğrenmeye başladığım ilk andan itibaren İngilizce hikayelere bayılıyorum ve koleksiyon yapıyorum.. Çeşit çeşit her türden (gotik, fantastik, hayalet, bilim kurgu vs.) kısa hikaye kitabım var.. Isaac Asimov da koleksiyonumun en değerli, en saygıdeğer üyesi :) Richard Dawkins'e, zekasına, bayılıyorum, dünyanın en zeki, en akıllı adamlarından biri. Kör Saatçi kitabı, konuyla (evrim) ilgili olmayanlara sıkıcı gelebilecek bir kitap, dili belki ağır bile gelebilir, o yüzden herkese önermem belki ama Tüfek, Mikrop ve Çelik'i (insan topluluklarının yazgısı) herkese öneririm, inanılmaz bir genel kültür kaynağı..
Marjo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
